Din İşleri Yüksek Kurulu'ndan yapılan açıklamada, ibadetlere ait vakitlerin, Kur'an ve Sünnetin belirlediği çerçeveler içinde geçmişten günümüze pek çok gözlem ve araştırmalarla tespit edildiği ve uygulamaya da ulaşılan bu sonuçların esas olduğu belirtilerek, ''Kurulumuz da bu doğrultuda hareket etmektedir. Vatandaşlarımızın basın yayın organlarında ileri sürülen bazı görüşler karşısında tereddüte düşmelerine, ibadetlerinin Allah katında makbul olup olmadığı konusunda bir endişeye kapılmalarına mahal yoktur'' denildi.
Din İşleri Yüksek Kurulu'nun Prof. Dr. Hamza Aktan'ın başkanlığında bu sabah gerçekleştirdiği toplantının ardından yapılan açıklamada, içinde Kadir Gecesini barındıran, Kur'an-ı Kerim'in indirildiği ramazan ayının tamamlanmak üzere olduğu ifade edildi.
Vatandaşların İslam öğretisine bin yılı aşkın aşinalığı ve dinin emirlerini yerine getirmedeki pratikleri ve birikmiş tecrübesiyle köklü bir İslam kültürüne sahip olduğuna, bilgileriyle ve sezgileriyle doğruyu yanlıştan ayırabildiklerine işaret edilen açıklamada, Müslüman vatandaşların uzun ve sıcak günlerde oruçlarını tutup, namazlarını kıldıkları, gecelerini gündüzlerini ibadetle değerlendirdikleri belirtildi.
Medyada ramazan ayı boyunca dini içerikli programlara genelde ciddiyet ve sağduyunun hakim olduğu ifade edilen açıklamada şunlar kaydedildi:
''Bu durum memnuniyet vericidir. Ancak son günlerde bazı televizyon ve gazetelerde sahur ve sabah namazının vaktiyle ilgili zihinlerde tereddüt oluşturacak kişisel görüşler ileri sürülmüştür. İslam tarihi boyunca dini konularda bireysel görüşler ortaya konulagelmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, dini konularda karar alıp halkımızı bilgilendirirken, kural olarak, İslam bilginlerinin çoğunluğunun ve mezhep imamlarının yüzyıllardır uygulamaya esas olmuş içtihatlarını merkeze alarak hareket etmekte, ülkemizde ve dünyada ileri sürülen bu tür kişisel görüşleri de ancak kayda değer gördüğünde nazarı itibara almaktadır.
İbadetlere ait vakitler, Kur'an ve Sünnetin belirlediği çerçeveler içinde geçmişten günümüze pek çok gözlem ve araştırmalarla tespit edilmiş, uygulamaya da ulaşılan bu sonuçlar esas olmuştur. Kurulumuz da bu doğrultuda hareket etmektedir. Bu nedenle vatandaşlarımızın basın yayın organlarında ileri sürülen bu görüşler karşısında tereddüte düşmelerine, ibadetlerinin Allah katında makbul olup olmadığı konusunda bir endişeye kapılmalarına mahal yoktur.''
AA